AKADEMİ KLC

Başarı ve Mutluluğa Giden Yolda Pusulanız

Bu sayfada çocuk gelişimi konusunda ülkemizde akademisyenler tarafından yapılan ve ebeveynler için yol gösterici olduğunu düşündüğümüz makaleleri yayınlıyoruz. Böylece akademik çalışmalar ile aileler arasında bilimsel bilgi aktarımına aracılık etmeye çalışıyoruz.

Televizyon Ekranıyla Melezleşen Çocuk Oyunları

Yazar: Zeynep GÜLTEKİN AKÇAY

ÖZET

Çalışma, çocuk oyunları ve televizyon ilişkisini ele almaktadır. Çocuk oyunlarının televizyon ekranıyla melezleştiği savından hareket ederek, bir zamanlar yetişkin dünyasını canlandıran kendi kendine başlayan çocuk oyunlarının nasıl dönüştüğünü ortaya koymak çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma nitel yaklaşımla inşa edilmiştir.  Çalışmada, çocuk oyunları ve televizyon ilişkisi nedir, çocuk oyunlarında televizyon anlatılarından izler var mıdır, gibi sorulara cevap aranmaktadır. Bu kapsamda 2015-2016 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Sivas merkezde bulunan dokuz devlet anaokulunda saha araştırması yürütülmüştür. Çalışmanın sonucunda çocukların artık oyunlarını popüler televizyonun hikâyeleri ve karakterlerinden ürettiği görülmüştür. Bu sayede de oyunun melezleştiğinden bahsetmek mümkündür.

Bebeklik Döneminde Çocuk Hakları

Yazarlar: Mehmet SAĞLAM [1] Ayşegül ULUTAŞ [2] Zekeriya ÇALIŞKAN [3]

Gelişim sürecinde her dönem farklı önem taşımaktadır.   Dünyadaki yaşama ait ilk deneyimlerin yaşandığı ve gelişimin çok hızlı olduğu bebeklik dönemi ise bu dönemler içinde özel bir öneme sahiptir. Bebeklik döneminin özel olmasının nedeni, bu dönemdeki hızlı gelişimin yanında bebeğin karşılaşacağı olumsuz bir durumun bebekte bırakacağı etkilerin derecesidir. Bebeğin fiziksel, sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecek durumların kontrol altında tutulabilmesi, sağlıklı bir gelişim sürecinin sağlanabilmesi için önemlidir. Bebeğin gelişimi açısından önemli olan bu durumların kontrol altında tutulabilmesi noktasında başta anne-baba eğitimi olmak üzere kamu sorumluluğunun yerine getirilmesi, toplumsal bilinç düzeyinin arttırılması gibi birçok çalışma yapılabilir. Bebeklik dönemi ve bu dönemde yapılması gerekenlerin çocuk hakları bağlamında ele alınması bebeğin gelişimi için sağlıklı ortamların oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Bunun yanında kendini ifade etme ve haklarını koruyabilme yeterliliğini henüz kazanmamış olan bebeklik dönemindeki bir çocuk için haklarının güvence altına alınması, sağlıklı bir gelişim sürecinin de güvence altına alınması anlamına gelmektedir. Dünyaya geldiği ilk andan başlayarak haklarının dikkate alınması ve bu haklar doğrultusunda gelişimlerinin desteklenmesi bebeklik döneminin çocuk açısından sağlıklı bir şekilde geçmesine neden olacaktır. Bu çalışma ile gelişim süreci içinde kritik bir öneme sahip olan bebeklik dönemi çocuk hakları çerçevesinde ele alınacaktır.

ÇOCUK EDEBİYATI VE KÜLTÜREL SEMBOLLER

Duygu YAVUZ [1]

Çocuk edebiyatı için halk edebiyatı eserleri temel ve milli kaynaklardır. Çocuk edebiyatı, bir toplumun kültürünün yansımasıdır. Yüzyıllardır süregelen Türk kültürü, halk edebiyatı ve gelenekleri, çocuk edebiyatı aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Türk halk edebiyatı motifleri, çocuk edebiyatı için çok geniş bir çalışma alanı sunmaktadır. Bir toplumu toplum yapan, ortak değerleridir. Ortak değerlerin aktarılmasını sağlamak da, toplumdaki her bireyin vatandaşlık görevidir. Bu makalede, çocuk edebiyatının Türkiye’de ve Dünya’daki tarihsel gelişimi, çocuk edebiyatı ve kültürel sembollerin tanımları, çocuk edebiyatının hedef kitlesi,  Türk halk edebiyatının bir parçası olan ve aynı zamanda çocuk edebiyatında yer alan edebi ürünler, örneklerle açıklanmış, Türk halk edebiyatının çocuk edebiyatı aracılığıyla çocukların gelişimlerini nasıl desteklediği ifade edilmiştir.

Çocuk ve spor antrenman bilgisi

Sedat MURATLI 

Ülkemizde çocuklar üzerine yapılmış birkaç araştırmanın dışında çocuklarla antrenman konusunda bir yayma rastlanmıyor. Buna karşılık son yıllarda, mezun öğrencilerimizin ve antrenörlerin bu konuyu irdeleyen sorulan ile sıkça karşılaştığımızı da gözlemlemekteyiz. Bu nedenle dergimizde ÇOCUK VE SPOR antrenman bilgisi yönüyle konulu bir bölümde bilgiler aktarmaya çalışacağız. Öncelikle konuya bir bakış açısı kazandıran, temel görüşleri aktardıktan sonra antrenman konusunu ele alacağız.

Motor Gelişim Boyutuyla Çocuk ve Spor

Hakkı ÇOKNAZ 

Beden eğitimi bireyin beden ve ruh sağlığının gelişmesi için yapılan hareketler bütünü iken; spor, bireyin beden ve ruh sağlığının gelişmesi yanında, belli kurallara göre rekabet ölçüleri içinde mücadele etme, yarışma ve üstün gelme amacını içerir. Sporda bedenin yıpranması söz konusudur. Bu nedenle spor yapılırken kişilerin, özellikle de çocukların, yaşa bağlı motor gelişim dönemleri ve hazır olma hali dikkate alınmalıdır. Bu dönemlerde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, çocukların spor dalına özgü hareket evresine kadar çok yönlü, zorlanmadan çalıştırılmalarıdır. Bu çalışmaların içine “müzik” ve “resim” eğitimi de girmelidir. Her spor dalına hitap eden hareket eğitimi niteliğindeki diğer branş çalışmaları, çocuğun spor dalına özgü hareket evresinde seçmesi gerektiği spor branşında başarılı olmasını sağlayacaktır.

Sosyal Medyada Çocuk Hakları İhlalleri: Ebeveynler ve Öğretmenler Farkında mı?

Hüseyin SERİN 

Bilgi iletişim teknolojilerinin etkileri her geçen gün artmaktadır. Bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan değişim ve  gelişmeler kişiler arası iletişimi, etkileşimi, sosyal ve kültürel yaşamı yeniden yapılandırmaktadır. Bu gelişim ile beraber ortaya çıkan sosyal ağlar,  insanların birbiriy­le olan iletişiminde kolaylıklar sağlarken, bazı problemlerin ve etik ihlallerinin de ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dijital araçların kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber kişilere ait  bilgilere erişim daha da kolaylaşmış, kişilerin özel verilerinin hukuka aykırı biçimde kötü niyetli kişilerin eline geçmesine neden olmuş, böylece kişilerin özel yaşamlarına ilişkin şahsi verilerinin hukuka aykırı bir şekilde ifşa edilme korkusu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada sosyal medya kullanımı ile çocuk hakları konusu uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde tartışılmıştır. Özellikle sosyal medya aracılığıyla çocuk istismarının önlenmesi, kişilik haklarının korunması için ebeveynlere, okullara ve öğretmenlere önerilerde bulunulmuştur

Otizmli Çocuğa Sahip Ailelerde Anne-Çocuk Ve Baba-Çocuk Etkileşiminin İncelenmesi

Hazan OğuzNesrin Sönmez 

Bu araştırmada 36-72 ay arasında otizmli çocuğa sahip olan anne (n=12) ve babaların (n=12) çocukları ile olan etkileşimsel davranışlarının ne düzeyde olduğunu belirlemek, anne ve babaların çocuklarıyla etkileşim düzeyleri arasında eğitim durumu, çocuğun cinsiyeti ve çocukta otizm görülme olasılığı açısından fark olup olmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Tarama modelinde betimsel bir çalışma olan araştırmanın çalışma grubunda 36-72 aylık otizmli çocuğa sahip 12 anne-baba çifti yer almıştır.  Araştırma verileri anne ve babaların çocukları ile etkileşimleri sırasında video kaydı alınarak toplanmıştır. Ebeveyn etkileşim davranışları Ebeveyn Davranışı Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) kullanılarak puanlanmıştır. Elde edilen veriler bir istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, otizmli çocuğa sahip annelerin ve babaların çocuklarıyla etkileşimlerinde EDDÖ-TV duygusal ifade edici olma ve duyarlı yanıtlayıcı olma alt ölçeklerinden ortalamanın altında puan aldıkları belirlenmiştir. Anne ve babaların EDDÖ-TV başarı odaklı ve yönlendirici olma alt ölçeğinden ise yüksek puan aldıkları, dolayısıyla fazlasıyla başarı odaklı oldukları görülmüştür. Anne-çocuk ve baba-çocuk etkileşiminde, çocuklarda otizm görülme olasılığı, çocukların cinsiyeti ve annelerin/babaların eğitim durumu açısından anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Araştırma bulguları, otizmli çocuğa sahip anne ve babaların etkileşimsel davranışları konusunda ilgili araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve önerilere yer verilmiştir.

Okul Öncesi Dönemde Özel Yetenekli Bir Çocuk Yetiştirmek

Süreyya YÖRÜK 

Okul yılları, özel yetenekli çocukların akademik, sosyal ve duygusal gelişim süreçlerinde çok önemli bir yer tutar. Ancak okul öncesi dönemdeki yaşantı da bir o kadar önemlidir. Özel yetenek tanısı alan çocukların okul öncesi dönemdeki gelişimlerinde en büyük pay da ebeveynlere aittir. Özel yetenekli bir çocuğa sahip olan veya çocuklarının özel yetenekli olduğunu düşünen ebeveynlerin zihinlerinde birçok soru vardır. Bu ebeveynlerin, özel yetenek tanısı almadan önceki, özel yetenek tanısı alma esnasındaki ve özel yetenek tanısı aldıktan sonraki süreçle alakalı bazı önemli soruların cevaplarını bilmeleri, bu süreci daha sağlıklı bir şekilde sürdürmeleri bakımından elzemdir. Bu çalışmada, ebeveynlerin özel yetenekli bir çocuk yetiştirirken dikkat etmeleri gereken önemli noktalar üzerinde durulmaktadır.

Masalların Büyüsü: Masalların İşlenişi, Önemi ve Psikanalitik Anlamları

Armağan ALTAY 

Kitabında insan hayatındaki temel varoluşsal çatışmaların masallarda büründüğü imgesel formu ve bu formun çocuk zihnine güçlü bir şekilde hitap etmesinin altındaki nedenleri araştıran Bettelheim, bununla da masalların çocuğun psikolojik gelişimine yaptığı katkıları açıklamaya çalıştığını söyler. Masallar ile çocukların dünyası arasında psikanalitik bir köprü kuran kitabının bir diğer hedefi ise ebeveynlere masalların çocuk gelişimi açısından taşıdığı hayati önemi anlamaları konusunda yardımcı olmaktır.

MARİA MONTESSORİ EĞİTİM METODU

Nurəliyeva Mehriban ZAKİR

 

İtalyan eğitim felsefesi uzmanı Maria Montessori 1970 yılında İtalya Ancora’da dünyaya gelmiştir. Yüzyılı aşkın süredir kullanılan Montessori eğitim sistemi Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. Herhangi bir sınırlamanın bulunmadığı bu eğitim sistemiyle çocuklara özgür bir eğitim sunulur. Günümüzde Montessori eğitimlerini verebilmek amacıyla İngiltere’de bulunan Uluslararası Montessori Derneği tarafından eğitmen yetiştirilmektedir. Bu eğitim anaokulu, ilkokul ve bazı ülkelerde lise seviyesine kadar çıkmaktadır. Maria Montessori 1907 yılında ilk çocukevi “Casa dei Bambini”de engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar. Maria Montessori çocukların: ödüllerden, cezalardan,oyuncaklardan, öğretmen masasından,toplu derslerden hoşlanmadıklarını, özgür seçimden, hatalarını kendilerin denetiminden, sessizlikten, sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurmasından, kitapsız okuma ve yazmadan hoşlandıklarını gözlemledi. Çocukların kendilerini birey olarak görmesinin sağlandığı Montessori eğitiminde aile, öyretmen ve öyrenci iş birliği içerisindedir. Öğrencinin öyrenme hızı doğrultusunda eğitim verilir ve bilgi akılla değil el yordamıyla öğrenilir.Soyut kavramların somut kavramlarla anlaşılması sağlanır. Montessori eğitimi emelde kişiliğin oluşumu üzerinde durmaktadır. Maria Montessori bunu açıkça şu şekilde ifade etmektedir:” Eğitimde metot değil,insan kişiliği göz önüne alınmaktadır.”

Montessori Yönteminin Etkililiği

Emine ERATAY

Bu araştırmanın amacı engelli ve engelli olmayan okulöncesi çocuklarında Montessori yönteminin etkililiğinin araştırılmasıdır. Bu amaçla Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Okulöncesi Dönemde Engelli ve Engelli Olmayan Çocuklar için Kaynaştırma Projesi” kapsamında bir hiperaktif, biri otistik tanısı konmuş ve 13’ü engelli olmayan olmak üzere toplam 15 çocuk araştırma kapsamına alınmış ve iki ay süresince Montessori eğitimi uygulanmıştır. Deneysel tek gruplu öntest-sontest modeli ile desenlenen çalışmanın başlangıcında ve sonunda çocuklara Descoeudres’in Lügatçe Testi, Lügatçe ve Dil Testi, Peabody Resim Kelime Testi ve Denver II Gelişimsel Tarama Testi uygulanmış ve iki ay süresince günlük gözlemler kaydedilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre Descoeudres’in Lügatçe Testi, Lügatçe ve Dil Testi, Peabody Resim Kelime Testi öntest-sontest t testi sonuçları arasında anlamlı farklara rastlanırken; Denver II Gelişimsel Tarama Testi öntest sonuçlarında engelli olmayan çocukların 10’u normal, 3’ü şüpheli bulunurken; hiperaktif çocuğun sonucu anormal, otistik çocuğun sonucu ise test edilemez olarak bulunmuştur. Denver II Gelişimsel Tarama Testi sontest sonuçlarında engelli olmayan çocukların tümünün test sonuçları normal olarak bulunmuş ve ileri maddeleri gerçekleştirdikleri gözlenmiş; hiperaktif çocuğun test sonucu normal olarak bulunmuş; otistik çocuğun ise kişisel-sosyal ve ince ve kaba motor becerilerde yaşına uygun gelişim düzeyine ulaştığı, dil maddelerinin bazılarını gerçekleştirdiği, bazılarını gerçekleştiremediği görülmüştür. İki ay süresince yapılan günlük gözlemler sonucunda hiperaktif ve otistik çocukta başlangıçta aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı, huzursuzluk, yönergeleri takip etmeme, sık sık ağlama, küsme ve saldırganlık gözlenirken; Montessori eğitiminin sonucunda bu davranışların önemli ölçüde azaldığı sonucuna varılmıştır. Engelli ve engelli olmayan çocuklarda bu sonuçların alınması Montessori yönteminin etkili olduğu izlenimini vermektedir.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE MONTESSORİ YAKLAŞIMI

Bil. Uzm. Vuslat OĞUZ, Doç. Dr. Aysel Köksal AKYOL

Çağdaş çocuk eğitimi konusunda yapılan bilimsel araştırmalar ışığında uzmanlar tarafından çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Çağdaş yaklaşımlar içerisinde yer alan ve birçok okul öncesi eğitim kurumunda kullanılan Montessori yaklaşımı, modern eğitim anlayışını benimsemiş olması ile dikkati çekmektedir. İtalya’nın ilk kadın tıp doktoru olan ve daha sonra Roma Üniversitesi’nde psikiyatr uzmanlığını alan Dr. Maria Montessori (1869-1952), görevi sırasında zihinsel engelli çocuklarla ilgilenmiş ve onların özel bir eğitimden geçirilerek gelişmelerine yardımcı olunabileceğini savunmuştur. Bu düşünceden hareketle aynı yöntemlerin normal çocuklar için de kullanılabileceğini düşünerek, çalışmalarını eğitim alanına yöneltmiştir. Çağdaş çocuk eğitimi konusunda önemli isimlerden biri olan Montessori’nin eğitim konusundaki görüşleri günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır. Bu çalışmada çocuk eğitimine ilişkin çalışmaları bulunan Dr. Maria Montessori’nin kendi ismi ile anılan Montessori yaklaşımı incelenecektir.